Kategori arşivi: Manevi ve Milli Değer

Dolar mı Girmiş Götümüze ?

Hepimiz miniktik bir zamanlar…

60’lı,70’li,80’li,90’lı çocuklardık bu ülkede.
12 – 18 Aralık tarihleri arasında, yıllarca bir haftanın anlam ve önemini öğreten etkinliklerle kafamıza kazımaya çalıştıkları bir mantık vardı.
Yıl 2018 ; Gördük ki 60’lı,70’li,80’li,90’lı çocuklar bu konuda sınıfta kaldı.
Böylelikle topluma kendisine ait olanı koruma ve geliştirme duygusunu aşılamak için çırpınan müfredatların ve öğretmenlerimizin emekleri de boşa gitmiş oldu.
Neydi o Yerli Malı Haftasının mantığı ?
Tükettiğimiz ürünlerin ülkemizde üretilen ürünlerden seçilmesi gerektiğiydi.
Bunun mantığı neydi?
Bilinçli tüketicilik ile ülkemizin zenginliklerinin artmasına katkıda bulunmaktı.
Biz ne yaptık ?
Vakko’dan giyinmeyeni adamdan saymadık,
Parizyen ve Müjde çoraplarını giyince seksi olduk sandık,
Popomuzu kavrayan Levi’s pantolonların buz rengini,501 ni giyince kendimizi bir bok sandık,
Timberland,Lumberjack giymezsek gideceğimiz yere gidemeyeceğiz sandık,
Mutfaklarımıza Danone yoğurt girince,Çorbamıza Maggi eli değince,çocuklarımızın sütüne Nesquik girince,Kahve keyfimize Nescafé eşlik edince, yemeklerimize Rama,Sana,Komili,Sırma derken Kalbimizin damarlarını Becel koruyacak sandık.
Mutsuzken Milkalar bizi mutlu edecek sandık,
Ramazan ayında hatta yerli malı haftasında bile masalarımızı utanmadan Coca Cola,PEPSİ,Yedigün,Sprite,Fantalarla donattık.
Bahçelerimizin meyveleri varken Cappy Meyve Sularına yapıştık.
Elimizde has zeytin bahçeleri ve yağları varken,sabun üretebilme şansımız imkanımız varken biz Hacı Şakir’i bile yerli sabun sandık.
Clear şampuanla kepeklerimizi yok ettiğimizi,Blendax ile saçlarımızı ahenkle dans ettirdiğimizi,Dove ile süt yumuşaklığında bir tene kavuşacağımızı sanırken,
Orkid ile kuru kupkuru dolanacağımızı sanırken elin piç Amerikalısı Türk kadınlarının ve kızlarının yumurtalıklarını kurutarak Türk soyunun üremesini durdurdu.
Et ve Balık kurumundan kıyma alıp evinde çocuğuna,kocana köfteler yapacağına sen McDonald’s ile Burger King’in köfteleriyle Türk çocuklarının neslini mahvettin.
Senin çiftlik tavuklarına bok attıkları için KFC lerin tavuklarıyla zehirlenmeyi tercih ettin.
Sen evinde Air Wick ile havan değişecek sanırken,Alo,
Ariel ile donlarını kar beyazı yapacağını sanırken,Calgon ile kireçlerin pasın çözülecek sanırken oturdun Amerikan Avm si Carrefour’u zengin ettin.
Siz devam edin!
Çocuklarınızı IBM ,Dell, İntel bilgisayarlara oturtup saatlerce oyunlar oynatın,IPhone telefonlar Ipad tabletlerle çocuğunuzun kanser olan hücrelerinin gelişimini alkışlayın.
Türk çocuğu yavaş yavaş ölürken, “Çocuğum çok akıllı amcası maşallah ben bile anlamıyorum bu cihazlardan,zehir gibi zekası var maşallah” diye de hava atın.
Siz 60’lı,70’li,80’li,90’lı ablalar,teyzeler,yengeler, tek rakibiniz olan Köydeki saçlarını zeytinyağıyla besleyip,kille yıkayan Kezban yengeye inat, doğuştan sarı saçlı mihribana inat Pantene ile güzelleşmeye,Loreal ile renkten renge girmeye devam edin,
Signal,Colgate,Sensodyne,Ipana,Oral-B ile dişlerinizi parlatarak hayata gülümseyeceğim diye, beyninizin algı bölgelerini felç edip aptal bir toplum olmaya devam edin.
Ülkemizde kendi üretimimiz olan Sleepy (Eruslu Sağlık Ürünleri) Molfix (hayat Kimya) bezleri dururken siz bebeklerinizin popolarını kuru kalsın,geceleri rahat uyusun,pişik olmasın diye Türk düşmanı piç Amerikalıların Prıma beziyle sarıp sarmalayın çocuklarınızı.
Sonra Canbebe’ler satılmadı diye iflasa gelsin, Nasıl olsa Türkler bir bok işletemez diye onu da yabancılar satın alsın.
Yumoşlarla çamaşırlarınızı yumuşatın,Viledalar ile evinizde dans edin.Veet hazır ağdalarla tüylerinizi yolup kaymak gibi bacaklarınızla havuz,güneş, deniz sefası yapın.
Ah canlarım benim Amerika’nın Vaseline merhemi ile de epey bir yumuşamışız demek ki ;
Baksanıza elin piç Amerikalısı yıllarca vaselinle yağlamış bizi, koca ülkeye hiç hissettirmeden yıllarca sokmuş da sokmuş.
Farkında değil misiniz halen?
Ne mi sokmuş?
Viledanın sapını ayrı, ucunu ayrı dolar bazında Ekonomik saldırılarıyla götümüze kadar sokmuş.
Allah Allah Amerikanın ağzımıza soktuğu Falım sakızlarında onca fal açıp okumuştuk oysa, bize hiçbir fal bunu söylememişti bak sen şu işe.

Şimdi gözünü aç ve iyi bak, ağzımızdan götümüze kadar girenlerin hangisi YERLİ MALI ?
Senin derdin halen DOLAR 7 TL olmuş “Oooo battık Allah Belanı versin Tayyip Senin !!”
Tayyip mi vardı lan 60’lı,70’li,80’li,90’lı yıllarda, bunları Tayyip mi alın kullanın dedi size?
Titre ve kendine gel Türk vatandaşı dışarıya kendin kendini bağımlı ettin.
YAN GELİP YATTIN,ÜRETMEDİN,ÜLKENDE ÜRETEN VARKEN ÜRETENDEN ALMADIN,
DIŞARIDAN GİREN MALLARDAN HAZIRI YEDİN,İÇTİN,SIÇTIN,
Sen Yerli Malı haftasının mantığına ihanet ettin!!
Dolar mı girmiş götümüze ?
Yapma ya hiç hissetmedik,
Yalamaya dönmüş vaselinli götümüzle.

Günaydın Türkiye uyanın da balığa gidelim.
Birazda kendi denizimizin balığını yiyelim.
Dikkat edin,onları da vaselinlemiş olabilirler.
Kaçırmayın balıkları, haydi rastgele

Paylaş

Nerede mi O Eski Ramazanlar

 

“Biz birbirimizi hep düşünürüz,ama ramazanda daha bir düşünürüz.
İftar sofrasını sadece yemeklerle değil sevdiklerimizle donatmayı.
Kendimiz kadar kapı komşumuzu,ihtiyaçlarımız bir yana ihtiyaç sahiplerini de düşünürüz,tokken açın, gençken yaşlının halini.
Fırıncı pideleri yetiştirmeyi,çalışan iftara yetişmeyi,davulcu en güzel manileri söylemeyi,çocuklar çok önceden bayramı düşünür.Biz birbirimizi böyle düşündükçe daha da bereketli olur ramazan…
Sizi düşünen Bankkart Combo “dedi bir titredim.
Bunu alt komşuma sesini açıp dinletsem mi ne yapsam. Kadın bir yemek yapıyor dağlara taşlara her yere kokusu yayılıyor. Daha önceki oturanlar hiç yemek yapmazlar mıydı acep diye düşünür oldum.Bu arada tabi merak da ediyorum kadın yemekleri nerede yapıyor diye.Evinde aspiratör var kokusu benim her odamda. Vallahi canım çekti diye değil hani insanlık olsun diye yaptığım yemekten bir tabak verdim.Daha bekliyorum tabağımı 1 yıl oldu..
Kendimiz kadar kapı komşumuzu,ihtiyaçlarımız bir yana ihtiyaç sahiplerini de düşünürüz, diyor da fakir tesellisi gibi bir şey lan bu…Yalan anasını satim. Yok böyle bir şey.
Gittim gördüm,Ramazan çadırının önü tıklım tıklım insan kaynıyor,çoğu da izdihama girmekten utanıp uzak duruyor.
Mersin de çarşı da bile hiçbir esnaf komşusunu eskisi gibi iftar sofrasına çağırmıyor.
Çalışanlar ise dükkanını bir fazla mal daha satar mıyım derdinde, kapatıp ailesiyle aynı sofrada oturmak için bile can atmıyor.
Eskiden mahallede kocası olmayan kadınlar çalışsa da çalışmasa da zorda olan ailelerin isimleri evleri belirlenir, liste yapılırdı.Durumu olanlar kumanya derlerdi koliler yaparlardı.
Hepimiz çirkinleştik,duyarsız öküzler gibi ruhsuz zombiler gibiyiz artık.Durumu olanlarda belediye kolilerine gözü dikmiş .Garip bir durum.
Fırıncının pideleri para için yetiştirmeye çalıştığının dışında söylediklerinin hiçbirini ramazan girdi gireli göremedim ki.
Anasını satayım reklamı dinleyince bir zoruma gitti ya la .
Sahi neydi ‘bizi düşünen Bankkart Combo’ sende iteleyecek faizini düşünmesen bizi düşüneceğin yok da işte .Teselli metnin güzeldi yine de..
Söylediklerin bir zamanlar gerçekti şimdi ise hayal…Tıpkı Cennet gibi.

Cansel Işık /Manyakaşkıngelini

Paylaş

Medya Deccali

Cem Uzan’ın bu  videoda yeni yeni anlatmaya başladıklarına hiç şaşırmadım,anlattıklarına hak veriyorum. Cem Uzan bana göre yaşadıklarının ağırlığından ötürü ve bulunduğu konum itibariyle bu videoda her şeyi anlatamıyor bile.

Aydın Doğan denilen hainin hünerlerini Star TV satıldığı dönemler duymuştum.O vakitler Kissinger ailesi Aydın Doğan’a ödenekleri perde arkasında verdi, ön panelde kanalın Aydın Doğan’a ait olduğu gösterildi.Aslında kanal Kissinger ailesinin kontrolündeydi. Maaşların dolarla verilmesi kararı alındı.Tüm ikinci sınıf,üçüncü sınıf personeller (bende dahil) işten çıkartıldı.Ama Türk Milleti bunları bilmediği gibi TV de olup biten yayın tuhaflıklarını, birilerinin medyayı  insanları devlete karşı öfke ve kin duygularıyla doldurmak niyetiyle kullandığını   anlayamadı.

Arka perdede Fethullah’ın parmağının olduğu her konu devlete ve Erdoğan’a  mal ettirildi, Fethullah’ın bu arzusunu bilmeden vatandaş televizyonlarda,İnternet de  gördüklerinden etkilenip devlete yüklendi..Ayrıca Aydın Doğan’ın o dönem sadece Cem Uzan’ın üstünde baskısı yoktu ki.Bir çok partide satın aldığı,korkuttuğu yönettiği beyinler vardı.Ve para karşılığı hizmet ettikleri…. Bunları tek başına yapmadı tabi ki..

Nasıl ki Fethullah Masonların Din üzerindeki Baronu ise Aydın Doğan’ da Masonlara çalışan Medya Baronudur.Aynı zamanda dini imanı para,kariyer ve etiket olan, vatan haini listesinde yer alabilecek yavşakların önde gidenidir. Arka perde de dönen bu olaylardan onun sayesinde halk zaten her zaman bihaberdi.
Bu nedenle ülkemizde Millet yerine illet olmasını iyi bilen, devşirmelerden,dönüşümlerden oluşan etnik Türk Milletine, bugün İnternet’te de olduğu gibi her zaman sadece sürü psikolojisinde ihtiyaç duydular.Bu görevi de bu ülkede bugüne dek layığıyla en iyi yapan,Masonlara ve Fethullah’a perde arkasında çalışan Aydın Doğan ve tayfasıydı.
O dönem medya da kimi lanetlediler ve kötüledilerse, halkın karşısında yüz kızartıcı duruma düşürdülerse bilin ki o kişi Mason örgüt sisteminin hedeflerine,hayallerine tersti ve onun kalemi Fethullah’ın köprüsünden medya üstüne Aydın Doğan tarafına ulaştırılır sonrada o şahsın kalemi kırılırdı.

Önce şok ceza ile siyasi hayatı bitebilir rezaletini uyguladılar,sonra ceza evinde hayatına karşılık anlaşmalar yapıp ceza evinden çıkarttılar,istedikleri gibi istedikleri kadar kullanmayı amaçladılar.
“Bu adam bizim umudumuz olabilir,bu adama dikkat etmek lazım,” diyerek ülkede ne kadar etnik kökenli vatandaş varsa onlardan Erdoğan için oy vermelerini istediler.Bir noktaya kadar destekledikleri yükselttikleri ve sonrada porno üstünden çeşitli şantaj ve tehditlerle sömürdükleri Erdoğan’ı enteresan bir gelişmeyle bir noktadan sonra çıkarlarına ters düştüğü için Firavun diye etiketlediler.
Çünkü Milleti Erdoğan nefretiyle oyalamak zorundalardı,buna örgüt sisteminde piyon politikası denir. Bu ülkenin ve bu ülkede yaşayan insanların medyalarla işte böyle böyle sıçıldı zihinlerine.
Bu 5000 yıldan fazla dünyada işleyen sistem; aynı zamanda alt devlet olarak, sadece Erdoğan’ı değil bizleri her dönem yönetmiş olan kişileri de  yöneten sistemdir.

Olur da halkımız gözünü açmazsa, yılanın başına ve hedefine dikkat etmek yerine, sisteme yem olarak kafesledikleri devlet liderlerini yuhalamakla zaman kaybederlerse,gidişatın her daim, her konuda 2023 e dek bu şekilde devam edeceğini unutmasınlar. Çünkü Arzı mevud planı için kazandıkları zaman ve ele geçirilecek yeni şahıslarla güçlenecekler,çeşitli bahanelerle, daha fazlasıyla bizleri işgal etmeye gelecekler.Bu durumda savaş kaçınılmaz olacak. 5000 yıldan fazladır çalışan bu sistemde kişiler değiştirilir, fakat misyon ve hedefler asla değişmez.Erdoğan giderse bu mesele biter mi ? 5000 yıldan fazladır örümcek ağı gibi işlenmiş bu örgütün “böl,parçala,yönet” sistemi sizce pes eder mi ? Etmez. Bence Erdoğan’ da pes etmemeli.
Erdoğan onların hedefleri için son piyondu, fakat şu an kullanılamaz hale gelip,onlar için artık yoldan çıkan,kendilerine kendilerinden öğrendikleri sırları koz olarak kullanıp,onları koltuk,konum ve misyon olarak sömürdükten sonra sürekli madik atan bir adam konumunda.Yani tabiri caizse ilk defa kendi besledikleri adam  başlarına bela olmuş durumda.Ben Erdoğan’ı ilk zamanlarda suçluyordum, çünkü öyle sunuluyordu ki gerçeklerden uzak olan zihnim kapılıyordu.Ne zamanki ” Gizli Dünya Devletleri” adlı kitabı okudum, Önce gündemden uzak kaldım. Sonra Fethullah’ın Amerika ile ilişkisini, Tayyip Erdoğan’dan önceki hükümetleri araştırdım, İngilizlerin İslam düşmanlığını ve arzı mevud derken, Kuran-ı Kerime kadar okuduktan sonra sistemi  çözdüm.

Bunu yüzlerce kez her yazımda söyledim yine söyleyeceğim ; Onları koltuk,konum ve misyon olarak sömürdükten sonra sürekli madik atan Erdoğan; Türkiye üzerinde de hem ülkemiz için, hem de kendi güvenliği sebebiyle parelel yapıya karşı almış olduğu tedbirlerle, sistem çıkarlarına tehlike arz ettiğinden ötürü  ülkesine karşı diktatör kimliğiyle öne çıkartılmış bir adam olmak durumundaydı. Olması gereken buydu. Çünkü 5000 yıllık sistemin planına göre Türkiye’den de Erdoğan’dan da kurtulmak zorundalar.Türkiye’den kurtulmak istedikleri için  Arzı Mevud planı kim gelirse gelsin yine devam edecek,bu plan için seçimle yeni gelenin üstüne de bir şekilde çok sürmeden çökecekler,onun yanına da bir şekilde sızmalar koyulacak.Çünkü vakit azaldı. Bunu kime anlatsam nasıl bir nefret ağı oluşturmuşlarsa artık insanlar ateş püskürmekte, mahalle karısı gibi “ama Erdoğan tek başına iktidar olmak istiyor,ama Erdoğan yolsuzluk yapıyor,ama Erdoğan’ın diploması yok, ama ama ama ama….sonsuz amalar.
Bu seçim süreci boyunca göreceğiz ki yine halk olarak kendi kuyumuzu kendimize kazdırma stratejisi uygulayacaklar. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim.Her tür medya sisteminde İnternet de dahil,kullanılan, kandırılan ve bu işlerin sonunda şuurlarının üstüne çıkamadıkları için sürü psikolojisine yenik düşen, düşünceleriyle,güttükleriyle,seçimleriyle mağdur olan yine halk olacak.

Artık lütfen gözünüzü dört açın.Seçim provokasyonu için servis edilen lanetleme,kötüleme amaçlı yazılı görsellerin İnternet üzerinde servis edilmesinin bir amacı var.Sanmayın ki aydınlık günler ve pırıltılı gelecek için,ülkelerini sevip savundukları için onları sunuyorlar.Bakın ben onlar derken düşman olarak muhalefet parti taraflarından ya da liderlerinden bahsetmiyorum.
Ülke olarak zaten 40 yıldır bu sistemi fark edemediğimiz için bu bokun içindeyiz. Yine bazılarımız halen bir çok şeyin farkında olamıyor.Her seçim öncesi futbol taraftarları gibi bilip bilmeden bir coşuyorsunuz, devlete karşı muhalefet olalım tamam haklarımızı bilelim,bize hizmet etmeyenleri sorgulayalım lakin bir şeyin de farkına varalım artık.Bizim haklarımızı ihlal eden Erdoğan değil, ettirenlerin farkında olalım.Bu kene gibi bize yapışmış kanımızı emen,ülkemizi rahat bırakmayan,yönetimimize sızmış alttan alttan ülkemize ahtapot gibi her koldan sarılmış,liderlerimizi kafesleyen bu sistemin farkında olalım…Mustafa Kemal Paşa’dan tutunda 1. hükûmetten  59. hükûmete kadar herkes bu sistemin kıskacında tehditlerle,suikastlerle,şantajlarla karşılaştılar.Erdoğan’ın bu durumu yaşaması ve Türk  toplumuna bunu yaşatması gayet olağandır yani.Artık her gün kanımız emileceğine,düşman meclis ve partilere sızarak yönetimimize müdahale edeceğine bir gecede ya batacağız ya çıkacağız,bu sistemden bir şekilde Erdoğan’la beraber kurtulacağız.

Büyük Britanya İmparatorluğunun zehirleyerek hasta adam konumuna getirdiği Osmanlı imparatorluğunu, her türlü işgale ve zorluğa rağmen Türkiye Cumhuriyetine dönüştürerek yeniden var eden Mustafa Kemal Paşa’dan sonraki tüm geçmiş hükûmetlerden bir çoğu bunlara  boyun büktüler.Boyun bükmek teslimiyettir.Bizi onlara teslim edenler ise geçmişteki  hükümetlerdir.

Şimdi 59 cu hükümetten 64 cü hükümete kadar bu örgütsel sistem tam deşifre olmuşken, bokun içinde çırpınarak da olsa aslında onların sistemini onlara giydirdiğimiz bir dönemdeyiz ,bu dönemler sonrası ülkemizi bu işlerde tecrübesi olmayan,şahsi büyüme hırsıyla kolay satın alınabilecek ve şantajla yönetilebilecek aciz kişilere teslim etmeyin .
Tabi bu noktadan sonra buna gücünüz yetiyorsa..

Gücünüz yetmiyorsa bu ülkenin bekası için sır gibi saklanan, sürprizle doğacak olan Kuvayi Milliye ruhunun hortlaması için dua edin.Kuvayi Milliye sistemi için çalışın.Yakındır zaten, ülkemizde sır gibi saklanan çalışmalar işte bu yönde.
Yan yana görünce tuhaf bulduğunuz,sunduramadığınız,anlamlandıramadığınız hakaret ettiğiniz bazı kişilerin işte bu konu üzerinde sizin bilmediğiniz birleşik bir planı var.
Ülkenin bekası için bu planın deşifre edilmemesi gerekiyor. Çünkü kendi ülkemizde ve meclisimizde halen muhalefet ayağına ortalıkta satın alınmış hain çok. Türkiye’nin aleyhine kullanmamaları için de alenen bilinmemesi gerekiyor. Bu plan halkımıza işte bu sebeple söylenmiyor, lakin idrakı sağlam olanlar ve perdesi açık olanlar bunu çoktan kaptı.

Particilik zihniyetinizi bırakın.Ülkenizi pasta olarak düşünün, 24 haziranda öfkenizle yapacağınız her seçenek Milletçe bu pastadan bir dilim kaybettirecek. Bana sorarsanız “sen olsan ne yapardın ?” diye,ben derdim ki ;

Bana düşmanımı iyi tanıyan,onlarla oturup kalkmış,onlarla yemiş içmiş,ve hatta onlara kullanıldıktan sonra onlar tarafından hain ilan edilmiş,onların sistemiyle ölüm emri verilmiş,5000 yıllık sistemle mücadele etmiş,düşmanımın yok etmeye çalıştığı adam gerek derdim. Çünkü esasında amaç Erdoğan değil ülkemiz yok edilmeye çalışılıyor,bu saatten sonra parelel yapıya ters gelen biri ülkemiz için idealdir.

Sıfırlanmış yeni bir isim, zaten 5000 yıllık sistemin piyonu olarak gelecektir.Bu durum Türkiye için zaman kaybından başka bir şey olmaz.

Gözünüzü açın;

Tamam mı Devam mı oyunlarıyla gaza gelip,seçimlerinizle pastanın dilimlerini parelel yapıya yediren bir ülke olmayın artık.

Ve Türkler hakkındaki şu hadisleri de hiçbir zaman unutmayın.

*Türkler size dokunmadıkça sakın sizde TÜRKLERE dokunmayınız. Çünkü , Allah”ın ümmetine vermiş olduğu bu mülk ve saltanat nimetini ilk defa bu Kantura Oğulları onların elinden çekip alacaklardır” ( et- Taberani)

*Yakın bir gelecekte Kantura oğulları (RUSLAR) ırak ahalisini ıraktan çıkaracaklardır. Sanki ben bunu gözlerimle görür gibiyim. Onlar kısık gözlü , yassı burunlu , değirmi yüzlü insanlardır (ebul-Kemal)

*”Ey Ali ! sizler beni asfar ( Ruslarla) çarpışacaksınız. Oysa sizden sonra onlarla asıl çarpışacak ( bir millet ) “İSLAMIN YÜZ AKLARI” uluları (TÜRKLER) gelir. Onlar öyle kimselerdir ki Allah yolunda cihad etmekten ; ne bir kınayanın kınamasından ve nede onların dedikodusundan asla çekinmezler” ( ibn Kesir )

*TÜRKLER size dokunmadıkça sizde TÜRKLERE dokunmayınız. Zira onlar çok sert ve haşin tabiatlı insanlardır (el-Cüveyni)

*Allah bu ümmete mevalilerden bir ordu gönderecektir. Onlar ata binmede Araplardan çok üstün silah kullanmada onlardan çok daha mahirdir. İşte Allah bu dini onlarla yeniden ihya edecektir! Çok yakın bir gelecekte Allah (C.C) ellerinizi (yurt ve yuvalarınızı) bazı yabancılar (TÜRKLER)’le dolduracaktır. Onlar aslanlar gibi cesurdurlar. Harpler de düşmandan yüzgeri edip kaçmazlar. İşte bunlar ; daha önce sizin harp ettiğiniz kavimlerle harp edecekler ve sizin ganimetlerinizi de onlar yiyeceklerdir. (harplerde aldığınız ganimetler bundan böyle onların eline geçecektir) ( et-Taberani)

Yüce Rabbim Britanya İmparatorluğunun şekillemiş olduğu İslamın değil de, gerçek Türk İslam Birliğinin hakkında hayırlısını versin.

Selametle kalın…

Cansel Işık/Manyakaşkıngelini

Paylaş

Son Kapı

“Kendilerine resul gönderdiğimiz insanlara, resullerinin çağrısına uyup ona göre amel edip etmedikleri hakkında elbette hesap soracağız. Gönderilen o elçilere de, tebliğ edip etmediklerini soracağız.” Araf, 7/6).
 
Eğer siz yaratıcınız olan Allah’ı (Tanrı’yı) biliyorsanız insanların yaratıcısıyla arasına girmeyin.İnsanın Allah’la iletişimlerini kesecek,soğutacak eylemlerden kaçının.Nitekim 4 kitap adına yaratılmışlara gönderilmiş elçiler gerçeği vardır.Elçisini bilen bırakın kainatta elçisinin peşinden gitsin.Çünkü kişinin kavmini bilip de sevmesi Allah katında suç teşkil etmez,bilakis insanın kavmini sevmesi ve sahiplenmesi güzel bir şeydir.
Ve şunu hatırlayın ki her canlı için son kapı Allah’ın huzurudur.
Lakin yaratıcı, insanın kavmine ve inancına olan sevgisi için ; “Kim ki kendi kavmine(soyuna) olan sevgisinden ötürü başka kavimlere asabiyet,ırkçılık ve zorbalık yapıyorsa onu kavminizin içinde  uyarın,durdurun.Durduramıyorsanız sahip çıkmayın,destek olmayın ve dışlayın.
Aksi takdirde sahip çıkarsanız, onun kendi soyu ve inancı için,kendisi dışında yarattığım ve farklı elçiler gönderdiğim, farklı soylara sahip olan kullarıma zulmetmesine yardımcı olmuş olursunuz.” diyor.
Ayrıca herhangi bir konuda yaratıcısına karşı isyan edip kendi nefsine zulmetmiş bir yakınını sevip sahip çıkmakta iman kardeşliği için pek selametli davranış değildir.
 
Bu sebepten ben kimselerin ırkına ve inançlarına saldıranları hoş karşılamayan biriyim.
Elçisini bilen bırakın kainatta elçisinin peşinden gitsin.
İnançlarının uğruna başkalarına zulmetmedikçe elçilerinin getirdiği amelleri yerine getirsinler.Karışmayın.
Elçilerinin peşinden gitmeliler,soylarına ve inançlarına sahip çıkmalılar.
Çünkü bunu çeşit çeşit ırktan yarattığı ve peygamberler gönderdiği insanlardan,
kainatın yaratıcısı istemiştir.
Ne dedik ; HER KAVİM VE CANLI İÇİN SON KAPI ALLAH’IN (TANRI’NIN) HUZURUNA AÇILACAKTIR.
Cansel Işık/Manyakaşkıngelini
Paylaş

Ahdin Bozulması

Ülkemiz Feto denilen Deccal ile 43 yıldır iç içe yaşarken,Bop (Büyük Ortadoğu Projesi) doğmuştu ve bizler ülke olarak içimizdeki zehirleri,toksinleri dışarı atıp temizlenme mücadelesi verirken Firavuna tapan ve tapınakçılara hizmet edenlerde bu süreçte, dingonun ahırı gibi kapısı herkese açık olan Türkiye’de din istismarcılığı yapabilecek modelleri satın alarak ,halkı en aşağısından en üstüne kadar gerçek din ve iman yolundan saptırmayı başarmıştır..Bütün bunlar olurken BoP canlandı,kanlandı ve uzun süredir hayatta…
Suudi Arabistan’ın Lübnan’a saldırmasının arkasında da yine İsrail çıktığı gibi,şu son dakika Irak’ın güneydoğusunda yer alan Süleymaniye’de gelişen depremin de yine doğal değil jeolojik savaş olduğunu hatırlatırım.Belki aranızdan bir kaçınız bu depremi Saddam Hüseyin’in kadir gecesinde asılmış olması musibetine bağlayabilir.
7.2 şiddetinde olan deprem az bir şiddet değildir…Kandilli Rasathanesi bu deprem şiddetini 7.1, merkez üssünü ise İran olarak açıkladı.
Hatırlıyor musunuz ülkemizde Van depremi ne zaman olmuştu ?
2011 yılında olmuştu.Daha dün gibi oysa hafızalarımızda..
Van depremi olmadan hemen önce ABD,İngiltere ve İsrail’e Mahmud Ahmedinejad ne diyordu ?
“İran’ı Haarp ile sallıyorsunuz,bu bulutlar doğal bulutlar değil,siz sürekli fay hatlarıyla oynayarak bizlere jeolojik olarak saldırıyorsunuz” demişti ve elindeki nükleer, kimyasal başlıkları kullanmakla da tehdit etmişti.
Bugün İran-Irak sınırındaki depreme bakarsak,Ahmedinejad’ın o zamanki bu sözlerine de kayıtsız kalmamak lazım derim.

Ortadoğuyu kısmen Müslüman ülkeleri stratejik olarak savaştırarak,kısmen terör ile,kısmen de jeolojik saldırılarla yıkacaklar..Birde işin içine biyolojik savaş olarak hastalık mikrobunu sokarsalar işte o zaman Ortadoğu yeni ismiyle hasta Ortadoğu olarak ele alınacak ve Büyük İsrail olarak yeniden yapılanacak..Biyolojik savaş ; Canlı mikropların insan, hayvan ve bitkilerde hastalık meydana getirmek veya ölüme yol açmak üzere kullanılmasına “biyolojik savaş” denir.
Tabi ki bu proje Türkiye’yi de içine alıyor diyoruz ve kendi içimize dönüyoruz.

Aslında esas tehlike bugüne kadar ülkemiz için oldum olası neydi biliyor musunuz ?

Kendisini ve şuurunu,bilincini hep açık sanan şu ortalıkta devletine karşı atıp tutan,çok konuşan geveze halkımız..Çatışırlar,kapışırlar üstün siyaset kavgaları hiç bitmez.Hep bir kendi bilmişlikleri,kendi inandıkları,zekalarıyla tespit ettiklerini doğru sandıkları kavramlar yüzünden perdeleri kapandı ve yollarını kaybettiler..
Yolunu kaybetmiş olanlar o kadar çok ki ,yaratıcısını Allah’ını unutanlar aşırı hırslarınızla devam edin çok şeyi değiştirdiniz.Kutsal kitap bile yazıyor sizlerin kavgasını..
Hadisler;
“Yakında büyük fitneler olacak,o fitnelerde yerinde oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar.” demiş..Bu günleri nereden bilmişler değil mi ?

Hadislerde geçen alametlerin zaten çoğunu yaşamadık mı yaşadık ve yaşıyoruz da..Bahsedilen alametlerden bir iki tanesi dikkatimi çekti.
“Dine tercih edilen dünya.” demiş.Ve durum aynen bu.

“Rey sahiplerinin ( Oy sahiplerinin ) kitaba, sünnete, icma-ı ümmete, sahabe akvaline bakmadan kendi görüşünü beğenip ona tabi olması” demiş.

Evet evet ,tam da bu durumda değil mi İnsanlar ?

O zaman Resûlullah’a (aleyhissalâtu vesselâm) kulak vermek gerekir ; Fitneler patlak verdiğinde “Marufa sarılın…” diye boşuna emretmemiş demek ki.
Nedir Ma’ruf ? Güzel kabul edilen, meşru olan Allah’ın beğendiği, uygun gördüğü ve buyurduklarıdır.Düşünün anımsayın,her iki kişiden biri “çivisi çıktı bu dünyanın” diyor sürekli. Neden çıktı ?
Cevabı bilenin perdesi açıktır.Perdesi kapalı olan zaten Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dediğimizde “üff sende mi” “bırakın Allah aşkına bu şeriat kokulu kelimeleri,ne geldiyse onlardan geldi” diyecektir.Ben buna çok bilmişliğin cahilliği diyorum.

Allah’ına her gün dua edip şifa dileyen,rızk isteyen kul,şeriat kelimesine gelince sanki azılı bir canavarla karşılaşmış gibi tepki vermekte.Halbuki Ali İmran Suresi 103 cü ayet der ki ;
“Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. ”

Hadislerde yine dikkatimi çeken ışık şu ki ;
Resûlullah bir gün soruyor “Ey Abdullah İbnu Amr! Ahidleri bozulup şöyle karmakarışık hale gelen bir kısım ayak takımı (hezele) kimselerle baş başa kalırsan ne yaparsın?” diyor.”Ne yapmamı tavsiye edersiniz, Ey Allah’ın Resulü!” diyor Abdullah İbnu Amr.

Şakası yok bu işin, Ahdin bozulması demek, güven ve emniyetin kalkmasıdır..Ahdin bozulmasıyla vicdanlara baskı artar, inançları sebebiyle gerçek dindarlara saldırma, sataşma artar ve bu durum tahammül edilmez hale gelir.Ahdin bozulması bu sebepten din ve vicdan hürriyetinin de ortadan kalkacağını ifade eder.İster mal, ister can, isterse ırz emniyeti olsun, hepsinin emniyeti kalkar.İşte Milletçe ve Ümmetçe böyle bir süreçteyiz.

Peki böyle bir durumda sen ne yaparsın ey cemaat-ı Müslimîn ?
Resûlullah bugünler için söyleyeceğini söylemiş ve aklı kemale rehberlik etmiş ; “Güzel bulduğun şeyi yaparsın, kötü bulduğun şeyi de terk edersin. Kendi yakınlarının (hallerini düzeltmeye) yönelirsin. O hezele takımı (ile de), onların cemaati ile de (uğraşmayı) terk edersin.” [Buhârî, Salat 88, Fiten 13; Ebu Davud, Melâhim 17, (4342); İbnu Mace, Fiten 10, (3957).]

 

Cansel Işık/Manyakaşkıngelini

Paylaş

Haşlanmış Karnıbahar Kokusu

Atatürk’e bakınca yerden göğe kadar bir duygu kaplıyor beni.
Kusura bakma Kılıçdaroğlu ama sana bakınca da nedense sadece haşlanmış karnıbahar ve lahana kokusunu anımsıyorum.
Atatürk’ün Kemal ismiyle geldin de hani gerizekalı olmak lazım bunu yemek için.
Bir gitsen de yerine botanik kokulu bir adam gelse diyeceğim de maalesef artık gelmez.CHP sayende artık tasmalı.Gelecek olanda böyle bir durumda zaten piyon olur..
Fethullah’ın Deniz Baykal’ın yatağında ne kadar eli varsa senin de Chp ye gelişinde o kadar eli var.Kusura bakma ben yiyemedim huzursuz bağırsak ağrısı gibisin , bu kokularla da hiç çekilmiyorsun.
Nasıl bir şeysin biliyor musun ? Tıpkı bir zamanlar kendi eliyle oğluna gelin alan ve sonra da gelinine düşman olan kaynana vardır ya, hah o aklı fikri kin ve öfke de olan, oğlunun kuyusunu kazmak ve yuvasını yıkmak için yeni gelin almaya kalkan,yeni gelinle bir olup,taaa uzaklarda bile olsa, tele kulakla her boka karışan hain kaynana var ya, işte o hain kaynananın emrinde çalışan kuma gibisin.Evin baş geliniyle didişmekten öte gitmiyorsun.
Senin Atatürk’e varsa bir aşkın, varsa bir sevdan, Atatürk’ün düşüncelerini ve ilkelerini rehber almalıydın ama almadın.Götün sıkıştığında Atatürk ismine sığındın…Çünkü senin ki koltuk sevdası.Bugün Erdoğan’a muhalefet olmayı vazife belledin, koltuk aşkıyla da o göreve getirildin. Karşındaki bu isim Erdoğan olmayabilir, başka isimde olabilirdi.O ve sen yine aynı vazifeyle getirilecektiniz.Fakat tek bir gerçek vardı,senaryoya göre ikinizde aynı kaynananın gelini olacaktınız.
Aranızda gördüğüm tek bir fark var ki ; o da eski gelinin senden daha zeki ve akıllı çıktığı.Kaç yıldır koltuğunu sana kaptırmadı.O da gün oldu senin gibi kaynanaya saygısızlık olmasın diye onun yolundan gitti,ona itaat etti,dedim ya akıllı olunca akıl başka oluyor sessizce savaşıyor,ve sessizce elde ediyor,kaynana onu nereye götürdüyse kimle muhattap ettiyse hepsini hafızasına yazdı.Kim düşman ,kim dost,gittiği yol ne, yolların,şahısların hepsini ve misyonlarını itaat edermiş  gibi yaptı, bir gün lazım olur diye aklına yazdı.Bu arada onların sayesine cebini de doldurdu.Bu da senin zoruna gitti.Haklısın senin yerinde olsam benim de zoruma gider,aynı adama yıllarca çalıştın ama koltuk sevdasıyla hırsla bedavaya çalıştın.
Ne zaman ki kaynananın maskesi düştü, şaha kalktı eski gelinin canına kast etti, eski gelin kozları eline alarak ipini koparttı öğrendiklerinin hepsini kaynanaya ve onu destekleyenlere koz olarak kullandı.Bugün görüyorum ki kaynana eski gelinini bitirme projesinde halen seni kullanıyor.Eski gelin “ona inandım kandırıldım” derken bugün sen “kandırıldım ya da diğerleri gibi ellerine düştüm tehditle çalıştırılıyorum” gerçeğini bile diyemedin.Ülkeni ve milletini seven adam kusura bakma mevzuyu öğrendikten sonra kendini muhalefette olsa kullandırtmaz.
Atatürk’ün kurduğu partiye gelip de maskara ettin ya CHP nin itibarını, işte o karnıbahar ve lahana kokunla bitirdin. Ne zoruma gitti biliyor musun ? Hiç zeki değilsin,akıllıca manevralar yapamadın ve halende yapamıyorsun.Görüyoruz ki kırkayak tapınakçılarından aldığın son görevin de görev tahtasına yeni yazılmış,kadınları devlete karşı örgütlemek,devlete karşı baş kaldırtmak.
Senin tapınakçılara ve Fethullah’a kaldıramadığın başı biz kadınlar devletimize mi kaldıracağız ? 😏 Sende haklısın,yediğin tabağa pisleyemiyorsun,fakat ülke kadınlarını kullanarak vatanına pisliyorsun.Seni Deniz Baykal’ı kasetle bitirip Chp ye getirenlere tüm bağlılığını devam ettiriyorsun işte.Emir demiri kesiyor çünkü.Nasıl olsa kaybettin ya,okey masasında elinde çift okey olan adamı ne olursa olsun taşla diyorlar sana, sen kaybetsen bile biz kazanınca seni bağrımıza basacağız diyorlar..Arkandayız korkma diyorlar.Bir kaç provakatörle kadınları arkana vereceğiz diyorlar.
Şimdi onların şerbetiyle sen ve Atatürk’le alakası olmayan parelel çanakçıların diyorsunuz ki merttir kadın,evet kadın erkeğe benzemez…Haklısınız anneliği ona; acı çekmeyi de öğretti, korumayı da…Ve asla vazgeçmemeyi de… Varlığımız hiç umurunuzda değilken nasıl oldu da aklınıza geldik ? Evet başımız dik…Yüreğimiz büyük…Sesimiz çıkınca çığlık çığlık.Korkumuz yok…Lakin hayal kurarken unuttuğunuz bir şey var ,o kadar da aptal değiliz.
Ne tesadüf ki böyle bir ayaklanma örgütlenmesini yaparken de aaa tarihler öyle bir tarih gösteriyor ki Atatürk’ün Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını verdiği o günün tamda 83. yıl dönümü.Bak sen şu ulvi aşka.
Sana tavsiyem; Erdoğan’ı devirmek için kadınların mertliğinin arkasına saklanmayın.Koltuk aşkıyla, Fethullah kumandasıyla Erdoğan düşmanlığını yaparken bari biraz akıllı olun.Bugüne kadar Devletin halkın nefretini kazandığı her vaka ön perde de Erdoğan etiketli gibi gözükse de, arka perde de Fethullah projesiydi. “Kadınları öne koyup arkalarına gizlenerek geldiler…Bu sefer gidişte, peşlerinde kadınlar olacak…” dediğiniz o kadınlar biz değildik. Akp yi kendi çıkarları için Erdoğan’a kurdurtan Fethullah’ın kandırdığı cemaat kadınlarıydı. Şimdi onlarda ak koyunun kara koyunun farkındalar.
Allah için Erdoğan düşmanlığı yaparken desteklenecek aklı başında başka bir alternatif adam mı bıraktınız ?Hepiniz gelmiş geçmiş partiler olarak sümsük olduğunuz için 40 yıl boyunca tapınakçılar alt devlete Fethullah’la gelip halkın haberi olmadan oturmadı mı ? Velev ki Erdoğan’ı kadınlar devirecek fikriyle hareket ediyorsunuz, Protestolar, mitingler, gösteriler için gaz veriyorsunuz da, devlete ve Erdoğan’a karşı yapılan bu ayaklanmalar bumerang gibi ülkemize geri dönmeyecek mi ? En ufak bir hava boşluğundan faydalanıp hamle yapacaklar, ülkemizi bitirecekler. Ne çabuk unuttunuz Arap baharını Tunuslu bir esnafın kendini yakmasıyla başlattığını ?
Orta Doğu’nun Arap baharının listesinde olduğumuzu unuttunuz mu ? Mısır mı olalım ? Irak,Tunus,Yemen,Suriye mi olalım ? Bu mudur kadınlardan beklentiniz ?
5 Aralık gibi bir günde kadınları Erdoğan’a karşı fişekleyerek neyin kafasını yaşıyorsunuz ? Biz Fethullah’ın götünden çoluğunun çocuğunun gelecek günleri ve meslekleri için  giden, çıkarcı kadınlar gibi gerizekalı mıyız her dediğinizi yapacak ? Bizi karıştırıyorsunuz .
Sizin ağzınız ne söylüyor ?
Cumhuriyetçi kadınlar partileri ve çıkarlarını değil vatanını,askerini,polisini, ve ülkesinin güvenliğini riske sokacak durumlar karşısında sadece ülkesinin çıkarını düşünür. Siz ülke çıkarını düşünseydiniz Deniz Baykal’ın pornografi komplosuyla CHP den uzaklaştırılmasını hazmedemezdiniz.Ben şahsım adına size güvenmiyorum.Sadece size değil parti cemaatlerinin alayına güvenmiyorum. Siyaset ve politika sevmediğim alandır, lakin hani aptal ve kör de değilim.
Atatürk ne demiş bak ;
“Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki millî benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır” (1923)
Son tavsiyem Fethullah’ın kıçını öpeceğim diye şu Milleti Erdoğan düşmanlığına örgütlemekten,sürüklemekten  vazgeç.Atatürk gibi düşün Milli benliğini bul, zaten av olmuşuz bari bizi dünya ülkelerine av yapmaktan vazgeç.
Hazır Erdoğan hepsine posta koymuşken Fethullah’ın kıçını öpeceğine Ülkemizin güvenliği için Erdoğan’ın arkasına geç ama parmaklarına hakim ol,bunu koltuk sevdan için değil bu sefer ülken için yap.
Cansel Işık/Manyakaşkıngelini
Paylaş

ADAMIN DİBİ MÜJDAT GEZEN

Adamcağıza vaktiyle etmediklerini bırakmadılar.Levent Kırca ile beraber yol arkadaşlığı yapan Müjdat Gezen’e vatan haini bile dediler.Sırf  memleket aşkıyla,kendi vatanlarında halkın büyük bir çoğunluğunun sempati duyduğu bu adamların Atatürk sevdalısı oldukları için,başları belaya girsin istediler.
Onların adına sosyal medyalarda hükümeti karalayan çakma hesaplar açıldı,sanki onların ağzından çıkmışcasına halkı örgütlemeye çalışan tehlikeli söylemlerle fotoğrafları yazılarla donatıldı,ve akıllıyım diye geçinen,bildiği kendine yetmeyen,her gördüğüne atlayan o çok sanat sever halk bu iki adamı   tabiri caizse itin götüne soktu.
Şimdi kahraman polis şehidimiz Fethi Sekin’in çocuklarının eğitim masraflarını üstlenince de;
“Oww adamın dibisin,adamsın işte.Helal olsun sana Müjdat Gezen”.

Bu davranışı Levent Kırca’da yapardı kesinlikle.O vakit yerin dibine geçirdiğiniz Levent Kırca’da adamın dibi olur muydu ?

Nasıl inciniverdim olduğum yerde.Her şeyden önce topluma ışık tutmaya çalışmış,her şeye rağmen bir özür hak eden,sanat adamlarına karşı bu nasıl bir pişkinlikti,yalakalıktı.
mujdat-gezen-den-levent-kirca-borcu-icin-aciklama-borcu-olsa-ben-oderdim--6819965

“Keşke Levent Kırca’da sağ olsaydı da görseydi yol arkadaşına söylenenleri” dedim içimden.”Ruhu hortlayıp da gelse ne isabet olur” dedim kendi kendime.Ya da oradan bakıyordur şimdi günahına girenlere.

Vatandaşların,şehit polisimiz Fethi Sekin’in çocuklarının eğitimini üstlenmesiyle,o davranışından ötürü  Müjdat Gezen için “Adamın dibisin işte adam bu” sözlerini okuduğumda  sanki Levent Kırca’nın pos bıyığından gülerek Müjdat Gezen’i dürtmeye geldiğini hissettim.

O iki yüzlü çubuk oturduğum yerde beni de dürtmüştü.Bir ucu kırgınlık, diğer  ucu hüzünle karışık huzurdu çubuğun.
Ruhu şad olsun,şimdi yaşıyor olsaydı gülüverirdi  yine o pos bıyığıyla…
Kesinlikle gülerken de şunu derdi ;
“Bunca yıl kalbimizdeki vatan sevgisini göremeyenlerin karşısında ne çabuk adam olduk Müjdat ?”
“Hani haindik ya biz ?”
Adamın dibi Müjdat cevaplardı.
-“Biz zaten adamdık Levent ,memleket hali kardeşim.Benim yaptıklarım her insanın yapması gerekendi,sen de yapardın adamım.”
Levent Kırca “Sor bakalım onlara” derdi adamın dibi Müjdat’a.
“Atatürk ilkelerinden vazgeçmemiş,vatan üzerindeki kirli oyunları fark etmiş,şuuru açık,algılara düşmemiş,kendini halkını aydınlatmaya adamış, o güzel güzel sanat adamlarını cemaat algılarına,düzeneklerine kurban ettiler ya ,o adamların kalbini hain damgasıyla topraklara verdikten sonra vicdanları rahat mıymış ?”
“Sor sen kardeş sor ” derdi.
Sonra komik bir yüz ifadesiyle;
Yol arkadaşı Müjdat Gezen’e bakarak kırpıştırırdı göz kapaklarını,
Omuzunu silkelerdi küçük çocuk gibi “Olsun” derdi.
“Benim bu kalbime vatan haini deseler de,sen biliyorsun Müjdat.Allah da şahit ki benim bu memleket sevdamdan,memleketimin insanından yemediğim küfür,şahsıma edilmedik hakaret kalmadı.Benim bu kalbim memleket aşkıyla atarken durdu,biz Atatürk çocuğuyuz adamım,bizim adamlığımız Atatürk’ün adamlığından ötürüdür Müjdat.Olacak o kadar söyle bunu onlara ” derdi.

Ve yine gülerdi pos bıyığıyla…
Ama o derin gözlerinden de yaş gelirdi.

12112124_10153312499253737_2418803658790083403_n

Buradan çocukluğumdan bu yana derin sevgi ve saygı duyduğum Levent Kırca’nın ruhunu anarak,davranışlarıyla bugün değil her zaman adamın dibi olan yol arkadaşı Müjdat Gezen hocamıza saygılarımla diyor,siyonizmin algı operasyonlarına yenik düşerek kıymetinizi bilmeyen,cehaletiyle sizi inciten, üzen cehalet adına özür diliyorum.

Cansel Işık/Manyakaşkıngelini

Facebook'ta Paylaş

Paylaş

#GeçmişOlsunTürkiye #GözünüAçdaGeçirmesinlerArtıkTürkiye

maxresdefault

Geçmiş olsun dedikçe gelip geçenden ziyade,köküne kadar geçirilen ülke oldu Türkiye…
Şimdi #GeçmişOlsunAntep diyeceğim ve Antep bunu acısından,öfkesinden hissetmeyecek .
Lakin hainler bu halkı ayaklandırıp,devlete karşı şemkirtene kadar ülkenin her şehrinde bu bombaları patlatacaklar.Her türlü eylemle karşı karşıyasınız..Ne zaman bitecek diye sormayınız.Biz bitene kadar devam edecek.
Çünkü bilindiği üzere Hibrit savaşlarına maruz kalmış durumdayız.
HİBRİT SAVAŞLARI terimini yeni duyanlar için kaynak bilgiyi burada belirtelim.
‘Hibrit savaşlarında öncelikle şunlar yapılır:

**Öncelikle hedef ülkede yaşayan ve müzahir olduğu değerlendirilen bir kısım halkın önceden örgütlenmesi ve eğitilmesi gerekir. Bunu sağlamak için hedef ülkeye istihbarat elemanları ve gayri nizami harp unsurları sızdırılır.

**Halkın örgütlenmesini teşvik etmek için hedef hükümetle ilgili karalama kampanyaları başlatılır.

**Enformasyon ya da bilgi harbi elemanlarınca hangi kaynaktan alındığı bilinmeyen gerçeğe aykırı haberlerle, hedef ülkede yaşayan bir kısım halk kışkırtılır. (BURAYA DİKKAT)

**Siber savaş unsurlarınca hedef ülke bilişim sistemlerine saldırılar düzenlenir.
**Varsa hedef hükümetin gizli faaliyetleri deşifre edilir.

Velhasıl bu bombalar,bu ölümler artık devlete karşı gelip ayaklanmanız için yapılmakta.
Ne yapıyoruz ? Devlete ana avrat saydıranların arkasına düşmüyor,onların yorumlarına bile karşılık vermiyoruz.Tanımadığımız insanlarla yazılı klavye savaşları yapmıyoruz.
Elimize,dilimize fren balata koyuyoruz.
Bu korkaklık değildir.Bu gerçekleri bilmek kadar kendini bilmektir.
Elimize,dilimize fren,balata koymadığımızda olacakları görebilmektir.
Yılların devrimcileri bile çekilmiş bir kenarda sistemin kan kaybederek kendini temizlemesini,yenilenmesini ve savaşmasını izliyorsa düşünmek gerekir.
Birde değişmeyen acı bir gerçek vardır ki ; Bugünlerden 20 yıl önceki iktidar ve muhalefet sorumludur.Artık bu ülkenin davası iktidar ve muhalefet davası değildir.Söylenecek her söz bugüne dek söylenmiştir..Boş boş konuşmak olur bu vakitten sonrası..Karalama kampanyalarına katılmak artık yersizdir.

Bu ülkenin bugün Cumhurbaşkanının kim olduğu ise şu aşamada önemli değildir.
Önemli olanın Türkiye’nin Cumhurbaşkanını planlanmış bir suikast bekliyor olmasıdır..Başarırlarsa tıpkı 13 yıldır karabasan gibi üzerine çöküp istedikleri yönde,ajanlarla kendi hesaplarına göre kullanıp, adım adım ilerlemelerini sağlayacak başka birini getirecekler.
Yani işin aslı şu ; onların dertleri tam yetki isteyen Tayyip Erdoğan’dan çok senin ÜLKEN…
Ülkemizin Fethullah gerçeğinden sonra yaşadığı son durumlara bakılırsa tabi ki tam yetki isteyecek,çünkü sağımız hain solumuz hain dolu.Gördük önce yetki alanları..Küreselcilere ve siyonizme çabuk domaldılar.
Şu bilince varmak gerekir.
………….Başkanlık mevzularının arifesinde başlasın diye çırpındıkları devlete karşı olası ayaklanmalar bumerang gibi ülkemize dönecektir…..
Bunu İnternet’te kontrol altında tutun…Fişeklemelere kapılıp kimseleri fişeklemeyin…..
Bir kıvılcım bekliyorlar..İnternet’ten insanları sokağa dökecekler.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanını devirirlerse eğer ;
bayrağımız yere iner,direği de milletçe kıçımıza girer.
Bu yüzden düşünce özgürlüğü altında devlete ana avrat saydıran köşe yazarlarının arkasına düşmüyor,onların arkasına kapılıp düşenlerin sosyal medyadaki yorumlarına bile karşılık vermiyoruz.
Bizlere düşen Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı olarak hainlerin ekran fotosunu çekip gerekli yerlere bildirmektir.

#GeçmişOlsunTürkiye #GözünüAçdaGeçirmesinlerArtıkTürkiye

Cansel Işık

Facebook'ta Paylaş

Paylaş

Dersimiz:Oyun Teorisi Ve Stratejik Karşılıklı Etkileşimler

slide_3x
Dersimiz:Oyun teorisi ve stratejik karşılıklı etkileşimler
Evet ülkece uzun süredir kanlı,canlı bir oyunun içinde sürükleniyoruz.
Ve sizler her şeyi ihaleler krallığına çalışan,particilik tiyatrosunda hainlerin akınına uğramış devletinizden bekleyemezsiniz…Atatürk gibi düşünmek zorundasınız.İnancınızı yüksek tutmak zorundasınız.Mademki bu oyunun içine çekildik,ve sizler her kaybettiğiniz oyunun bir sonraki hamlesinde başarılı olmak istiyorsanız o oyunu analiz etmek zorundasınız.
Bir oyunu analiz etmek için ise;
• Oyuncuların kimler olduğunu,
• Oyuncular için hangi eylemlerin mevcut olduğunu,
• Her oyuncunun her bir sonuca ne kadar değer biçtiğini,
• Her bir oyuncunun ne bildiğini iyi bilmeniz gerekir.
Bir oyuncunun edineceği fayda ise sadece kendi stratejisine değil, aynı zamanda diğer oyuncuların oynadıkları stratejilere de bağlıdır.Bunu unutmamanız gerekir.
Karşınızdaki paralel yapının kertenkeleleri bu konuda gayet eğitimliler ve bu yolu izleyerek sizi hedefleri doğrultusunda emperyalist devletlerin destekleriyle etkileyerek alt etmeye çalışmaktalar.Çünkü etkileyen devlet, etkilenen devletin kaynaklarından “yararlanma” hakkına sahiptir.Bunu da aklınızdan çıkartmayın.
Devletin başındakinin kim olduğu onlar için önemli değil.Ahmet Mehmet yada Erdoğan..Fark etmez.İktidara geçen her zaman alt devletin veziridir.Vezir bile bilmez vezirliğini.Ne zaman ki tek başına padişah olmayı ister alt devlettekiler buna izin vermez.Çünkü alt devlet ezeli oyundaki hilelerle çoktan emperyalist dış devletin tasması altına girmiştir..Üst devlette alt devletin tasması altındadır.Paralel yapı demekle kastettiğimiz kişiler ise; devletin alt yapısını çok çok evvel zaman içinde,40 yıllık bir süreç gibi zamanda usta oyunculuk sanatıyla ele geçirmiş,ülkemizi emperyalist güçlerin kucağına oturtmuş bizlerin her gün medyada gördüğümüz,masum sandığımız o özel seçilmiş devlet adamlarıdır.Ve zamanla kendilerini kamufle ederek yerlerine görünmeyen veliahtlarını yerleştirmişlerdir.Görünmeyen alt devlette her etnik kökenin bir lideri vardır.Ve her biri emperyalist devletlerce vaatler ve aktiviteler ile tasmalanmışlardır.
Şimdi üst devlet olarak koltuklarda oturanlar ise onların kucağından kalkmak için tasmayı kırdılar ve bu oyunda savaş veriyorlar.Ne demiştik ?
İktidara geçen her zaman alt devletin veziridir.Ne zaman ki tek başına padişah olmayı ister alt devlettekiler buna izin vermez.
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim.
“Alt devlet Türkiye Cumhuriyetinde yaşayanları yani sizleri tek tek ayırarak düşünüp hizmet etmez.Sadece halkın iradesiyle gelmiş gibi gösterilen kişileri dış devletlerin projeleri doğrultusunda besler,destekler ve sonra istenilenler yapılmazsa verdiklerini geri ister.İstediği verilmez ise de kendi stratejik oyunlarıyla sistemini uygulayarak alır.
Ve bu oyunlar her zaman halkın üstünde oynanır.
Özellikle bastırılmış,itilmiş dışlanmış kitleler,birbirini sevmeyen istemeyen etnik kökenler bu oyunda hedef alınır.O bölgede bölgesel olarak kan döktürülür,huzursuzluk çıkartılır.Herkesin rolü önceden yazılır.” demiştim.
İşte paralel yapının sivil kertenkeleleri,bilişim ağında yani İnternet üzerinde rollerini alarak sizlerin düşüncelerinizi gözlemleyerek kamu psikolojisi üzerinde strateji geliştirmekteler.
Bu yüzden bu oyunda hamleleriyle vatandaş olarak sizlerin korkmanızı,sinmenizi istiyorlar,vaktiyle hainler tarafından zayıflatılmış bir devlet yapısı imajı veriyorlar ve korkuyla zihinlerinizi uyuşturup sizleri öfke ile şahlandırıp,devletinize karşı ayaklanmanızı sağlamaya çalışıyorlar.
Aynı zamanda etnik köken ve farklı inançlara sahip insanlarla sosyal medyalardan tahriklenip örgütlenip sokaklarda, mekanlarda birebir çatışmanızı istiyorlar.
Çünkü başaramadıkları son hamlelerini yine kıramadıkları halkın zinciri üstünde kullanmaya çalışıyorlar ve çalışacaklar.O kadar ki Sivil Toplum Kuruluşlarının bile içine sızmış durumdalar.
Öte yandan Ak trol diye piyasaya hortlayan grubun ise % 90 ı fetö nün bilişimden sorumlu imam ordusuna ait kertenkeleler.Devletin yönetimindeki kişilere öfkelenerek baş kaldırmanız için saptırıcı asılsız görseller,yorumlar ve yazılar ile sizlerin zihinleri üzerinde çalışıyorlar.
Onların partilerle hiçbir alakası ilgisi yoktur.Sadece misyonları uğruna o vizyonu kullanıyorlar.Bunun bilincinde olmak ve ülkeniz için bu hususta polemiklerden uzak durmak zorundasınız.
Bundan sonra toplumun korkmasına,sinmesine buna tezat olarak da bilinçsizce iç savaşa sürükleyecek tarzda kışkırtıcı yorumlar ve paylaşımlardan kendinizi sakının.Zihninizi açık tutun,güçlü olun,halkımıza zayıflık mesajı verecek düşüncelerinizden arının.Yukarıda yazdığım oyunun analizini yaparak kazanmak istiyorsanız oyunu kuralına göre oynayın.Karşı tarafın fikirsel,düşünsel tuzaklarına düşüp sosyal medyalar aracılığı ile gafil avlanmayın.
Kendi içimizde oluşturulan karanlıkları aydınlığa çevirmek yine bizlerin elinde..Ve bunlar ülkesini vatanını seven vatandaşlar olarak bizlerin sorumluluğu.
Şunun farkına varın..Ülke olarak ve vatandaş olarak bu oyunda bize tasma takanların elinden kendi gücümüzü elimize alıyoruz.Ve güç bizde.Güçlüyüz biz.Onların göstermeye çalıştığı gibi zayıf ve korkak değiliz biz.Emperyalist ülkelere batıyoruz biz.
EVET GÜÇ BİZDE VE BU OYUNU BİZ KAZANACAĞIZ.
Onlar korkularından ne yapacaklarını şaşırıp,kudurdukça kan döküp içmekteler..
Bizleri siyahlara,matemlere ve karanlığa gömmeye çalışıyorlar.Bu yaptıkları hamleler bizleri korkutmamalı..Korku dikkati dağıtır ve hedefi saptırır.Teslim olmayın..
Biz zihinlerimizin kontrolünü onlara vermiyoruz ve karanlığa doğru değil ışığa doğru yöneliyoruz.Işığı takip edin karanlığı değil..
Sosyal medyalarda kafanızın karışması için görsel medyalar üzerinden çalışan sivil kertenkeleler şu anda da görev başında hummalı biçimde bu karanlık için çalışıyorlar..Sizde ışık için çalışmalı ve sindirilmeye çalışılan toplumu ışığa doğru çekmelisiniz.
Atatürk gibi düşünün…
Bu ülkesini ve vatanını seven sizlerin vatandaş olarak en kutsal görevidir.
ozgurluk
ONLARA ARTIK HAYATIN HİÇBİR ALANINDA İSTEDİKLERİNİ VERMEYELİM..
Cansel Işık/Manyakaşkıngelini

Facebook'ta Paylaş

Paylaş

AKIL SAVAŞLARI

aptallar-ve-korkaklar

Eğer istedikleriniz verilmiyor ise ;
Almak zorundasınızdır.Bazı şeyler hak edilmiş ise zorla alınır.
Mesela“BAĞIMSIZLIK ” gibi.

Belkide her şeyi yaratandan beklememek lazım.
O zaten bizlere vereceğini vermiştir
“AKIL” gibi.

Eğer hak ettiklerinizi kaybetmeye başladıysanız;
Ya düşmanınız çok akıllıdır,
Yada piyon olup sizi satacak kadar zayıftır.

Eğer istediklerinizi alamıyor iseniz;
Ya APTALSINIZDIR
Yada savaşma aşkını yitirmiş bir KORKAK.

Bilin ki;
Akıl savaşları aptallarla oynanmaz,
Oynansa da kaybeden taraf her zaman
APTALLAR VE KORKAKLARDIR.

Cansel Işık/Manyakaşkıngelini

Facebook'ta Paylaş

Paylaş

ZEDELENEN MANEVİ VE MİLLİ DEĞER

Yıl artık İnternet yılı. Günümüzde İnternet’ten etkileşim eskiye göre çok daha kolay.Okullara sokulan kitapla,dergiyle,fasiküllerle yada bölgesel misyonerlerle geniş bir kitleyi etkilemek bölgesel öğrenci tayfasını etkilemekten oldukça daha kolay..
Son yıllarda İnternet üstünde Müslümanlığı neden sapık bir dinmiş gibi gösterdiklerini bazı ayrıcalıklı zekalar daha önce kavramıştı.Fakat kavrayamayanlar İslam dininin sapkın bir din olduğu düşüncesine teslim olmuştu bile..
Bugüne kadar İnternet üzerinde yayılan yazılı görsellerle neden Şeriat-Kemalizm çatışması çıkarıldığını,neden alevi-sünni çatışması çıkarıldığını,neden Kürt-Türk çatışması çıkartıldığını,neden din elden gidiyor korkusu yaratıldığını,neden Atatürk düşüncesine saldırıldığını,ve neden Kuran-ı Kerim’in değiştirilmeye çalışıldığını ya da algısını yaratmaya çalıştıklarını,son yıllarda İncil ve Kuran-ı Kerimin dinlerin kardeşliği projesiyle neden kutsal kitap kuruluş ve organizasyonları altında, öğrenciler tarafından sattırılmaya çalışıldığını kavrayamayanlara bir kez daha bu video ile netleştirmiş olalım..
En basitinden Sevgi Erenerol’u düşünelim.Sevgi Erenerol adeta bir Türk aşığıydı.Dedesi Türk Ortodoks Patrikhanesini inşa etmesiyle bilinirdi,aynı zaman da da Türkçülüğü ile tanınırdı.
Sevgi Erenerol dedesinden aldığı milliyetçi damarıyla tam bir Cumhuriyet çocuğu olarak ‘Ne Mutlu Türk diyene “ülküsü ile büyüdüğünü kabul eden bir kişilikti.
Türkiye’ye döndükten sonra Patrikhanenin basın ve halkla ilişkiler sorumluluğunu üstlendikten sonra, dikkatimizden kaçmayan bir hususun; 1995 yılında Alpaslan Türkeş’in genel başkanlığı döneminde ‘Ya sev ya terk et’ sloganlı MHP’ye katılarak İstanbul milletvekili adayı olmasıdır.
Enteresan olan Sevgi Erenerol’un şahsına yönelik de iddiaların çokluğuydu. Erenerol’un 2006 yılının Ekim ve Kasım aylarında Genelkurmay Başkanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda misyonerlik faaliyetleri ve azınlıkları konu alan seminerler verdiği de saptanmıştı.
Yani Hrant Dink’in ölümünden tam bir yıl önce…
Ayrıca hatırlatmak isterim ;Türk ailelerine bir uyarısı vardı  ” 100 dolara çocuklarınızın okullarına karışıp dinini değiştirecekler,sizlere 100 dolar verip dininizi değişmenizi isteyecekler,okullarda çocuklarınıza bu hususta dikkat edin” dedikten sonra Sevgi Erenerol basın sözcüsü olduğu patrikhane için iddialarla Türk halkının önünde hain damgası yedi ve 26 Ocak 2008 tarihinde Ergenekon davasıyla tutuklandı.İşte bu tutuklamaların perde arkasındaki kimlikler saklandı da dönemin iktidarı ama şantajla ama tehditle bu amaçlar için kullanıldı.
Sevgi Erenerol’un tutuklanmadan önceki konumunu ve neden tutuklandığını kavrayabildiğimize göre,Uğur Mumcu’nun da  neden öldürüldüğünü  ve daha nice cinayetlerin de hangi amaca hizmet işlendiğini de izlediğimiz  videodan sonra anlayabiliriz.
Bütün bunlardan sonra gündemimize gelelim;
İslam ülkesi ve etnik bir millete sahip olan Türkiye de Fethullah’ın neden Müslümanlığı hedef alarak İslam dinini kullandığını,İşid terör örgütünün,Kuran’da geçen Allah’ın askerleri diye adlandırılan,siyah sarıklı kutsal orduyu neden taklit ettiğini videoyu izledikten sonra anlayabiliriz.
Gerçek İslam’ında aslında bu olmadığını,bu zamana kadar bizlere tuhaf fetvalarla yada şovlarla tiksindirme boyutunda sunulan sahte dincilerin de hangi amaçla çoğaldığını  (bknz; http://www.manyakaskingelini.com/?p=259 ) ve ne amaçlara hizmet ettiğini de anlayabiliriz.

Mesela şu resimde olduğu gibi, bu resim tamamı ile fiyaskodur.Akılları zorlayacak türden bir haberin yayılmasına hizmet etmektedir.Zaten “Din İşleri Yüksek Kurulumuzun böyle bir fetvası kesinlikle olmamıştır, olmaz, olamaz,Bu ahlak dışı sabotajın sorumluları en kısa zamanda adalete teslim edilecek” denilmesinden sonra burada da  şekilde görüldüğü gibi Diyanet işlerini alet ederek hain zihniyetin halkın zihninde karmaşa yaratmak amacıyla bir sabotaj eylemi yaptığını daha fark etmekteyiz.

4a78e7920a256d6f_480x270

Demem o ki bu tür İnternete sunulan dağıtılan akıla sığmayacak yazılı görselleri  tekamüle varmadan,ciddiye alıp İnternet de paylaşarak aslında bir çoğunuz farkında olmadan hain amaca hizmet ediyorsunuz.Akıla ters gelen yazılı görseli yükleyenin bilinçsizce yaptığı davranışı sosyal platformlarda çoğaltarak aslında subliminal mesajları dağıtmış, zihinlerle oynanılmasına müsade etmiş oluyorsunuz.Algı operasyonları daha çok tekamül yeteneğinden yoksun kesimlerde işlevini görür.Ve tekamül yeteneği çok alt seviye de olan bir Millet olduğumuz da bir gerçek.
Kötü günler atlatan Milletimizin 15 Temmuz 2016 da gördüklerinden sonra at izi ile it izini ayırt edebilecek zekaya sahip olduğundan ben oldukça eminim, fakat düşman stratejisinin nasıl ve hangi şekillerde işleyişini kavramak bambaşka bir olay.
İslam dini her ne kadar Avrupa ülkelerine hizmet amacı güdümünde yozlaştırılsa da bizim düşmanımız asla gerçek Müslümanlık ve İslam olamaz.
Lütfen gelecek nesiller için inançlarınızın yozlaştırılmasına,sizi siz yapan Milli değerlerinizin yok edilmesine müsade etmeyin.
Dininize ve İnançlarınıza sahip çıkın.Bizler İslam coğrafyasına sahip bir ülke olmakla beraber,demokratik-laik-sosyal-hukuk çercevesine sahip bir ülkeyiz.Cumhuriyetin,laikliğin,ve demokrasinin anlamını gayet iyi bilmekteyiz.Biz etnik kökenlerden bir araya getirilmiş Yüce Atatürk’ün önderliğinde birleşerek yaşamaya alışmış Türkiye Cumhuriyetiyiz.
Bizleri bu özelliklerimizden göze alarak yok etmeye çalışanların kim olduğunu ve yok etmek için hangi yollardan kimlere bağlı çalıştığının farkına varalım.
Bir dinci pekala sahte olabilir,dini yok etmek için cemaat önünde dini güzel söylemlerle süsleyip tarikatlaşarak bilinenin tam aksine arka perde de dini çirkinleştirecek eylemlerle şeytana hizmet edebilir.
Demem o ki;şeytana olan bu hizmetleri galip gelme hırsıyla asla bitmeyecek.Gelmiş geçmiş bütün ülke liderlerimize uygulanan bu sistem ne tesadüf ki Tayyip Erdoğan da patladı.Çünkü Tayyip Erdoğan diğer liderlerden farklı bir davranışla,zihinleri karıştıracak eylemlerde yer aldı.Yahudi ayinlerinde yer aldı.Ortadoğu projesinde eşbaşkanlık ünvanı aldı.
Düşmanını çökertmek istiyorsan onun kulvarında yürüyecek,onların renginde olacak ve onları onaylayacak,kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyeceksin taa ki canına kast edeceklerini hesap ettiğin güne kadar halkının seni yuhalamasını bile ciddiye almayarak,bir bildiğin varsa susacak,aptal bir modeli oynayacak,vakti geldiğinde kendi çıkarlarınla ve ülke çıkarların doğrultusunda hareket ederek,rengini belli eden düşmanına bu zamana dek öğrendiklerini onlara koz mahiyetinde kullanıp hamle yapacak ve çökerteceksin.Nitekim gidilen yol buydu.
Tayyip Erdoğan kendi çıkarları için illuminati oyununda oynadı ve yılların hamlelerine tek bir hamle yaptı.Bu kurnazlık isteyen bir olgudur.Kabul edelim ki bu hain yapılanma geçmiş hükümetler de de mevcuttu.Geçmiş hükümetler istenilenlere göz yummuşlar ki 40 yıllık bir oluşum yapı yol almış.15 Temmuz darbesi kabul edelim ki geçmiş hükümetler de planlanmış olarak hayata geçseydi şimdi hepimiz birer Suriyeli gibiydik.Helak olmuştuk.
Şimdi akılcı düşünmek lazım.
Dinci kötü olabilir fakat din kötü değildir.
Biraz önce de dediğim gibi  “Bir dinci pekala sahte olabilir,dini yok etmek için cemaat önünde dini güzel söylemlerle süsleyip tarikatlaşarak bilinenin tam aksine arka perde de dini çirkinleştirecek eylemlerle şeytana hizmet edebilir.” dedik buradan yola çıkarak peygamberimizin DECCAL hakkında ki söylemine de bakarak bağlantı kurmalıyız.DECCAL den önce 40 tane dini kullanarak Müslüman kanı dökecek deccalcikler olacak deniliyor.O halde bizim sınavımız sadece Fethullah Gülen deccalciği ile bitmedi.Peygamberimiz Muhammed’in (S.A.V) dediğine göre  daha savaş vereceğimiz 39 tane deccalcik daha var demektir.
Pek tabi ki Tayyip Erdoğan da sonsuza kadar kalmayacak.
Millet olarak bugünlerden sonra tek başkan tek devlet sisteminde dikkat etmezseniz seçtiğiniz değilde,daha önce de olduğu gibi düşman ülkelerin loca kanalıyla seçtiği adamlardan biri gelebilir.15 Temmuzda tarihe geçen bir hikaye yeniden esarete dönüşebilir.
Bunun için “HÜR VE KABUL EDİLMİŞ MASONLAR BÜYÜK LOCASI”nın Türkiye üstündeki oluşumlarına,yapılanmalarına ve hangi alanlarda hizmet aldıklarına dikkat etmeniz gerekiyor.(bknz ; http://www.mason.org.tr/web/“)
Fethullah Gülen sadece Hür ve kabul edilmiş olanlarca,dinler üzerinde etkili olmak üzere seçilmiş olmakla beraber,bu oluşumların elindeki küçük bir kukladır.Bu küçük kuklanın bile potansiyelinin ne kadar geniş olduğunu,zincirleme sistemin hür ve kabul edilmişler tarafından maddi hususlarda desteklendiğini unutmamak gerekir.
Zihninizi çalıştırın,Gizli Dünya Devletlerince düşünüp empati yapın.
Bir ırkı yok etmek istiyorsanız gelecek yeni nesillerin zihinsel gelişimiyle oynamanız gerekir.Bunu eğitim sektörünü ele geçirerek yaparsınız.
Bir Milleti bitirmek isterseniz de önce bankalarını,sanayi sektörlerini,silahlı kuvvetlerini asimile etmelisiniz.
Bitirmek amacını güden eylem girişim biçimleri sadece bununla kalmıyor tabi ki sizinde bildiğiniz üzere..Particilik sistemi,seçim sistemi,ve daha bir çok alan..

Bunu yıllardır üzerimizde uygulayanlar işte Türkiye de yapılanan HÜR VE KABUL EDİLMİŞ MASONLAR BÜYÜK LOCASI dır.Fethullah Gülen oluşumunu yapılandıran destekleyen harita şeması da video da gördüğümüz üzere onlara dayanmaktadır.

Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini düşman ülkeleri ele geçirmek isterse hain yaratmak ve beslemek zorundadır,o hain de seçilmiş FETHULLAH GÜLENDİR.Silahlı kuvvetler bu hainlerce değiştirilmiş ve amaca hizmet ettirilmiş olabilir, amaç zaten ülkemizin silahlı kuvvetlerini bitirmekti fakat bu demek değildir ki silahlı kuvvetlerin tamamı artık bir düşmandır.
Şu bilinen bir gerçektir;eğer bir dinci medyatikleşmiş ise medyatikleşmiş bir dinci illaki kötü çıkacaktır,gerçek bir din adamı diyanet başkanı haricinde hiç bir zaman TV de çoğunluğa hitap etme amacıyla kamera önünde şov yapmaz.gerçek bir din adamı Allah’ın yarattığı insanlara yardım eli uzatırken asla maddiyata dayanan hususlara değinmez.
Çünkü gerçek din kişinin Allah ile kulu arasındaki çizgidir.İnanmak ya da inanmamak kişinin kendi tekamülüne bağlıdır.Zaten Cebrail’in ilk vahyi getirdiğinde ki “oku” demesinin sırrı da burada yatar.
Bana göre yaşam aslında eşkenar bir dörtgenden ibaret.
TEVEKKÜL,
TEKAMÜL,
TEFEKKÜR,
TEŞEKKÜR.
Bütün bu kavramlardan, evrelerden geçip,kendimizi yanlış olandan korumamız, kendi duygu, davranış ve düşüncelerimizin farkında ve bilincinde olmamız gerekir.
Bir Milleti Millet yapan temel değerlerin başında Milli ve Manevi değerler gelmektedir.
Vatan, bayrak, kültür, dil, marş vb. gibi unsurlar Milli değerlerimizi ifade eder.Din ise, manevi değerlerimizi ifade etmektedir.
Dininizi ve Milli değerlerinizi zedeleyerek sizi yıkmak istiyorlar.
Demem o ki ; Kendi aranızda hain zihniyetin yaydığı yazılı görsellerden yola çıkarak,birbirinizin inançlarına ve Milli değerlerine hakaret edeceğinize lütfen bu değerlerinize gelecek nesillerimiz için Milletçe İnternet de de sahip çıkınız.
 
 Aslında her seferinde şu siyasete bulaşmak istemiyorum diyorum ama,bu siyaset değildi mevzu yaşadığım bu vatanın vatandaşı olmakla beraber ,ve ülkemde ki gelişmelerin ucu vatandaş olarak  bana da dokunuyorsa ki dokunuyor,ister istemez tarafımdan olup bitenler hakkında gözlemleyerek bilinçlenmek ve bilinçlendirmek  arzusu doğmakta.
Hele ki mevzu tamamıyla Milli iradeye dayanıyorsa ve ben bu ülkede yazan bir kalem isem; benim de bu konuda
Milli birlik ve beraberliği zedelemeden empati çerçevesinde kendi şahsi fikir ve zikirlerim ile söyleyeceklerim  olmalıydı ve oldu..
Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkürler.
Selametle kalın.
Cansel Işık/Manyakaşkıngelini

Facebook'ta Paylaş

Paylaş

TEPİŞE TEPİŞE,DİDİŞE DİDİŞE SEVERSİNİZ İŞTE

11407126_1580903648851147_5677806256532494151_n

İşte böyle Türk Milleti, zaman tepişe tepişe didişe didişe sevdirir birbirinize sizi..Aşırı sağcı ve aşırı solcular kavga ederken malum parti neredeyse tek yönetimle tek partiyle işi götürecekti.Tuhaf bir seçim dönemi olan 7 Haziran 2015 de böyle garip ayyuka çıkmış  gelişmelerle  atlatmış olduk. Seçim sonuçlarında ki durumlar halkın başarısı denilse de lakin lambaya püf denilince de bu iş bitmiyor.Şimdi koalisyonun kucağına oturduk.Bu şöyle bir düşünüle dursun.Vardır bunda da bir hayır diyerek gelişmeleri göreceğiz.Zaten benim Parti denilince tarafımı belirleyebileceğim “işte bu parti benim düşüncelerime yatkındır idealdir” diyebileceğim bir parti oluşumu henüz yok.Türkiye de ki particilik sistemini Turgut Özal’dan bu yana bir güç bitirmek için çalışmalar yapıyordu ve ben particilik sisteminin o vakitten bu yana dejenerasyonunu bariz olarak algılayanlardanım.Bu sebepten ideal bir parti düşüncem yok.Bana göre partiler asimile oldu.

Bu durumların aslında lambayla da ampulle de ilgisi yok.İstenildikten sonra bir lamba söner bir fener yanar.Lambayı yada feneri taşıyan adamda önemli değil aslında.
Bu ülkenin sorunu bu zamana kadar bir lamba değildi,lambanın yanmasını sağlayan tek yürek olmasını bilemeyen halkımızın,emperyalist ülkelerin,üzerimizde çevirdiği oyunların bilincinde olmaması nedeniyle,yıllarca bilinçsizce en hassas damarlarından kan kaybedip durmasıydı..

Geçen gün bir köşe yazısında bir başlık gördüm kimin yazdığından ziyade başlıktaki hitap hiç hoşuma gitmedi..”Bu ülkenin esas evlatları AKP ve MHP diye” bir başlık gördüm böyle tahrikleyici başlık mı olur ? Bunlar provoke başlıklardır.
İşte sizler ön perdede,aşırı sağcı aşırı solcular, kaba saba kan dökerek kavga ederken, arka perdede alt devlet denilen sistem değişime uğrayıp dış devletler tarafından tasmalandı.Bunlar bir anda olmadı işte.Hepiniz gelişmeleri sayın seyirci olarak son 13 yılda izlediniz.Yarı anladınız yarı anlamadınız.Birbirinize ha bire sosyal medyalarda çıldırmış gibi çomak sokup can yaktınız.Bunlar sadece lambanın iktidarlığında da olmadı, gelmiş geçmiş iktidar olan her Hükûmet de oldu.


Sizler birbirinizi sevmeyip bu topraklarda birbirinizi yedikçe onların işine geldi.Çünkü stratejik savaşlarda ufak kıvılcımlar hedefe daha çabuk ulaşmayı sağlar.Siz birbirinizden nefret ederek bela okuyarak onlara istediklerini verdiniz hep.
Ve adını duyduğunuz bütün terör örgütlerini hiç bir zaman halk kurmadı,sizler kavga ederken alt devlet tasmalandı,sonra üst devletin yönetimi çok daha kolay ele geçirildi.Bu topraklarda yaşayan bu Cumhuriyetin çocuklarına nefreti,ayrımcılığı öğrettiniz.Kardeşçe yaşamayı öğretemediniz hiç kusura bakmayın,toplumsal cehalet boyumuzu aşalı çok oldu.

Bu topraklarda yaşarken itelenen ne kadar örselenen çocuk varsa sizlerin yüzünden kandırılıp kullanıldı.Ötelenmesini sağladığınız çocuklar yeryüzünden örgütlere,örgütlerden de gökyüzüne gidip hayallerindeki gibi kendilerini ifade edebileceği,dışlanmayacağı bir devlet kurdular.Avrupa birliği ve Amerikanın tasması altında kendi çıkarları için yarattıkları terör örgütüyle kendi bile baş edemeyen bir alt devletimiz var bizim.Evet evet yanlış okumadınız ALT DEVLET..

Yine işine gelenlere çıkarları için üst devlette ihaleci partiler kurdurup halkı birbirine kırdıran bir üst devletimiz var bizim.Evet aynen okuduğunuz gibi ÜST DEVLET.Hadi bunlara yalan diyelim mi? Diyemeyiz sizlerin bu öfke ve kininizin kontrolsüzlüğünün üstünden Avrupa silah ticaretinden ne paralar kazandı.Başkalarının para kazanmasını sağlayan öfkeleriniz var işte sizin.Ve ne yazık ki sayenizde sömürülen düşünceleri origami sanatıyla şekillenmiş memleketin mağdur çocuklarıyız hepimiz.
Birilerine gemicikler verilirken halk gırtlağına kadar borçta bırakıldı.Çünkü halk bunlara kafayı yoramayacak kadar çok çalışmalıydı,yıpranmalıydıki dış devletlerin projeleri böylelikle hayata geçebilsindi.

Sen Kürt-Türk çatışmasına polemiğe girdin sana PKK yı getirdiler nefretin dahada büyüsün diye.
Sen Alevi-Sünni çatışması polemiğine girdin Hizbullahı getirdiler.Nefretin dahada büyüsün diye.
Senin ifade özgürlüğünde ki hassasiyetini bildikleri için dilini yasakladılar yada dışladılar.Nefretin dahada büyüsün diye.
Sen Atatürk ve milli değerlerde hassas olduğun için seni yobaz bir kitleyle karşı karşıya getirip seni din düşmanı ilan ettiler.Nefretin dahada büyüsün diye.
Sen islam devleti olduğun için din elden gidiyor dediler Şeriat ve Kemalizm polemiğinde seni dininle,giyiminle sınav ettiler.
Aynı topraklarda yaşayan etnik kökenli vatandaş olmamızı kendilerine fırsat bildiler.İlerlemeni,gelişmeni rahat etmeni hiç istemediler..
Bu ülkede bir gerçek var istesen de istemesen de bu ülke bir Selanik göçmeni olan Atatürk tarafından kurulmuş kendisi bile Selanik göçmeni iken Ne Mutlu Türküm demiş.”Ne mutlu Selanikliyim diyene” dememiş.Ayırmamış kendini,seni,beni..

Kimi kendini bilmez misyonerler,halkı tahriklemek için  bu sözü ayrımcılıkla nitelendirse de sizler zaten birbirinizi içten ayırmış olduğunuz için bu lafın ayrımcılığa pek de bir katkısı olmuyor malesef.Böyle bir şey yok yani..
Atatürk bu sözüyle burası Türkiye Cumhuriyeti sizlerde benim gibi bu topraklarda diliniz,dininiz,inancınız ırkınız ne olursa olsun bu Cumhuriyette yaşayan Türk Milletisiniz demiş.Burası artık hepimizin demiş.
İşte bu ülkede bir gerçek daha var ki bu topraklarda yaşayan her köken, üzerinde yaşadığı vatanı toprağı benimserken nedense kimisi bayrağını benimsemiyor,kimisi ismini benimsemiyor,kimisi kurucusunu benimsemiyor.Problem tamda burada çıkıyor.
Bu topraklarda yaşayan Yörükler Türkiye Cumhuriyetine YÖRÜKİSTAN adını koymak isterse,Kürtler KÜRDİSTAN adını koymak isterse,Araplar ARABİSTAN adını mı koymalı yada Aleviler ALEVİSTAN mı koymalı ? Bu ülkenin isim sorunu yok ki Türkiye Cumhuriyeti Kürtlerin,Alevilerin,Göçmenlerin,Yörüklerin,Çerkezlerin,Arapların v.s yaşadığı bir ülke Türkiye.
Bu ülkenin içeriden virüslü tahrikler yüzünden kenetlenme sorunu var.Bunu fark etmemiş olmanız imkansızken şaşkınlık içinde kaldığım konuşmalara tanık oldum sürekli.
Sizler hiç bir zaman Millet olarak birbirinizi bu topraklarda istemediniz,deli çocuklar gibi kıskançlıkla kavga ettiniz,ayrımlar ayrımı getirdi evet ama,buna zemini ALT DEVLET sağladı çünkü istediği buydu sizlerin içindeki nefret ve öfke kontrolsüzlüğü dünyanın dilinde dolaşıyor,bu haliniz kullanıldı ve bu halinizden hiç utanmadınız.
Birde bir tezatlık vardı ki dikkatimden hiç kaçmadı;yıllar öncesinin eski örümcek kafalarının koyduğu tabulardan çıkıp, sıyrılıp birbirinize aşık oldunuz kız alıp verdiniz,beraber yediniz içtiniz,düğün dernek kurdunuz,torunlara torbalara,çocuklara sahip oldunuz.Siyasetin olmadığı yerde hastanızda yan yanaydınız,cenazeleriniz de yan yanaydınız,düğünleriniz de halaylı fiyakalı yan yanaydınız,devlet kurumlarında bir arada çalışıyordunuz.Dar zamanlarınızda ben hep yan yana gördüm sizleri.Demek ki isteyince birbirinizi seve biliyorsunuz.


Farkında mısınız siz ne zaman siyasete alet olup koyu sağcılar ve koyu solcular yüzünden polemiklere kapılıp kavgalara girseniz en hassas yerinizden karşınıza terör örgütü çıkarttılar ve hassas damarlarınızdan kan kaybettiniz.
Bu kafayla giderseniz misyonu ne olursa olsun daha çok terör örgütüyle karşılaşırsınız.
Unutmayın Milli irade uyanıp sokağa döküldüğünde birbirini bu topraklarda istemeyenler beraber biber gazı yediler,sen daha çok vatanseversin,yok ben daha fazla vatanseverim demediler,canları beraber yandı.beraber ağladılar.Ölürken hiçte ayrım görmediler.
Demem o ki partiler bu sistemde sadece birer piyondur.Ve sizin istemediğiniz ayrımcılığı onlar çıkarları için sadece hareketlendirirler.Bunun için provakatörler gereklidir.Provakatörler partiler ve düşünceler için hizmet eder.Yine partiler uğruna birbirinizi parsel parsel ayırıp dışlarsanız partileri ele geçiren asimile eden dış güçler kazanır siz halk olarak yine sadece kan ve güç kaybedersiniz…
Çünkü iktidara geçen her zaman alt devletin veziridir.Ne zaman ki tek başına padişah olmayı ister alt devlettekiler buna izin vermez.Çünkü alt devlet dış devletin tasması altındadır.Üst devlette alt devletin tasması altındadır.Sizler halk olarak sadece yardımcı oyuncusunuz.Kendi çapınızda konuşursunuz,kendi çapınızda bağırırsınız,kim olduğunuz umurlarında değildir.Sistemin işleyişine itiraz ettiğiniz an sistem sizi vatandaş haklarınızla birlikte yok eder.
Demokrasi lafta var ama, şimdiki demokrasi ön perdede halka sakinleştirici olarak verilen bir uyuşturucudan başka bir şey değil.Arka planda bu işler dış devletin alt devlete uyguladığı yaptırımlarla yürüyor.
Unutmayın kim olursa olsun Üst devletin koltuğuna partilerden seçilerek gelenler Alt devletin hizmetindeler.Alt devlet Türkiye Cumhuriyetinde yaşayanları yani sizleri tek tek ayırarak düşünüp hizmet etmez.Sadece halkın iradesiyle gelmiş gibi gösterilen kişileri dış devletlerin projeleri doğrultusunda besler,destekler ve sonra istenilenler yapılmazsa verdiklerini geri ister.İstediği verilmez ise de kendi stratejik oyunlarıyla sistemini uygulayarak alır.
Ve bu oyunlar her zaman halkın üstünde oynanır.
Özellikle bastırılmış,itilmiş dışlanmış kitleler,birbirini sevmeyen istemeyen etnik kökenler bu oyunda hedef alınır.O bölgede bölgesel olarak kan döktürülür,huzursuzluk çıkartılır.Herkesin rolü önceden yazılır.Bu yüzden seçimlerde bile hangi partinin Hükûmeti kuracağı önceden belirlenmiştir.
Arka perdede yaptırımlarla üst devletten alt devlet kanalıyla istenilenler böylelikle alınır.Alt devleti halk hiç bir şekilde göremez ve tanıyamaz.Buna halkın yetkisi yoktur..Üst devlet ise sizin seçtiğiniz adamdır.Fakat size hizmet etmek amacındayken sistem onu kendine hizmete zorlar.Can güvenliği yoktur,en yakınına emperyalist ülkeler tarafından,danışman konumunda ajanlar yerleştirilir..Bunun hangi parti yada hükümet olduğu önemli değildir fark etmez.Bunu yüce Atatürk Mustafa Kemal Paşa ya da yapmışlardır.Avrupa ülkelerinin çok yüksek derecede Türk ırklarından nefreti olmakla beraber,Avrupa birliği ve Amerikanın bizim yaşadığımız ülkeden ekonomik ve siyasi çıkarları doğrultusunda yaptırımlı hesapları vardır.
Nasıl ki dış devletler; islami demokrasi talebiyle insanları en hassas noktalarından doldurup kışkırtmayı becermişse,Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn,Cezayir, Ürdün,Yemen,Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas nasıl ki bir bahar senaryosu ile devrim adı altında allak bullak edildiyse,
Türkiye’de ki birbirini sevmesini bilmeyen etnik kökenler için de bu bahar aktivitesi pek ala düşünülebilir.İçinizde ki o öfke ve nefret duygularından yola çıkıp işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü, kötü yaşam koşulları v.s üzerinden sizlere türlü senaryoların Türk Milletini beklemediğini kim söyledi ki?
Evet evet sen Kürt Müslümanım,Kürt Aleviyim,ben Türkmen Alevisiyim,ben Sünni Türkmenim,ben Ateistim diyenler atalarımız bu topraklarda bir millet oldu bir araya geldi ve sizler bu topraklarda doğup büyüdünüz yani sizler Türkiyelisiniz.Atatürk Türkiye Cumhuriyetini atalarımızla bir olup bizler için kurdu.
Bu yüzden işte böyle didişe didişe tepişe tepişe birbirinizi sevmeyi öğrenecek ve bu ülkeye sahip çıkmayı korumayı bileceksiniz..

Karışık kuruşuk kindar insanlarca yazılmış,tarihi uyduruk antolojik bilgilere saplanıp kalarak kin ve öfkenin meşalesini ateşlemeye gerek yok.Artık o kindar insanların zamanı değil,devir 80 li yılların çocuklarına devretti bu ülkeyi.
Bu ateşlemeler yüzünden millet olarak siz değil misiniz kan kaybeden ?
Tarihte ve geçmişte takılıp kalanlar,kin ve öfkesini atamayanlar geleceğe bilimle,ilimle aydınlık içinde varamazlar.
Tek yürek olmasını bilemeyenlerin bilmediği bir şey var hepimizin tek ortak yüreği iyi kötü yaşadığımız vatanımızdır.Başka vatanımız yok.Vatanın hassas damarları maalesef aşırı sağcılar ve aşırı solcular yüzünden zarar görüyor…Sizlerde böyle yaptıkça ülke için büyük bir tehlike arz ettiğinizin farkına varın artık.
Bugün Arap dünyasının başına gelenler gibi hassas damarlarımızdan biri yırtılsa sen,ben,o ve diğerleri sırasıyla elini üst üste koyup bastırmayacak mı ? O damardan akan kanı durdurmak için el ele verip ortak güçlerimizi kullanmayacak mıyız ?
O zaman nedir bu ülke de birbirinizi ötelemeler,iteklemeler,birbirine bela okumalar,birbirlerini istememeler,katletmeler ?

Manyadınız mı siz ?
Topluca kafayı mı yediniz ?

Cansel Işık/Manyakaşkıngelini

Facebook'ta Paylaş

Paylaş